Baş ağrısı, toplumda en sık görülen sağlık şikayetlerinden biridir. Çoğu zaman stres, uykusuzluk, açlık, susuz kalma, yoğun ekran kullanımı, boyun ve omuz kas gerginliği veya migren gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Ancak bazı baş ağrıları yalnızca ağrı kesiciyle geçiştirilmemeli, nörolojik açıdan detaylı değerlendirilmelidir.
Bir nöroloji uzmanı olarak baş ağrısını değerlendirirken yalnızca ağrının kendisine değil, onu ortaya çıkaran tüm sistemlere birlikte bakmak gerekir. Çünkü beyin, damar sistemi, sinir sistemi, kas yapısı, uyku düzeni ve stres mekanizması birbirinden bağımsız çalışmaz.
Hayır. Her baş ağrısı migren değildir.
Baş ağrıları; migren, gerilim tipi baş ağrısı, küme baş ağrısı, boyun kaynaklı baş ağrıları, sinüzit ile ilişkili ağrılar veya daha nadir fakat önemli nedenlere bağlı olarak gelişebilir.
Migren genellikle tekrarlayan ataklar halinde görülen, başın tek tarafında zonklayıcı karakterde olabilen nörolojik bir baş ağrısı türüdür. Bulantı, ışık ve ses hassasiyeti, hareketle artış gibi belirtiler eşlik edebilir. Ancak her hastada aynı belirtiler görülmeyebilir.
Bazı baş ağrıları acil değerlendirme gerektirir. Özellikle ani başlayan ve çok şiddetli olan, kişinin “hayatımın en kötü baş ağrısı” şeklinde tarif ettiği ağrılar mutlaka ciddiye alınmalıdır.
Aniden ortaya çıkan ve kısa sürede şiddetlenen ağrılar damar kaynaklı nörolojik durumlarla ilişkili olabilir.
Baş ağrısına eşlik eden nörolojik belirtiler inme gibi ciddi durumların habercisi olabilir.
Sinir sistemiyle ilişkili problemlerde bu belirtiler baş ağrısına eşlik edebilir.
Enfeksiyon kaynaklı nörolojik tablolar açısından değerlendirme gerekebilir.
Travma sonrası gelişen ağrılar ihmal edilmemelidir.
İleri yaşta ortaya çıkan yeni tip baş ağrıları detaylı incelenmelidir.
Baş ağrısının şiddetinde, sıklığında veya yapısında değişiklik olması önemlidir.
Baş ağrısı çoğu zaman tek bir nedenden kaynaklanmaz.
Uykusuzluk, stres, hormonal değişimler, uzun süre aç kalma, yetersiz su tüketimi, diş sıkma, boyun ve omuz kas gerginliği, yoğun ekran kullanımı ve sık ağrı kesici kullanımı baş ağrısını artırabilir.
Bu nedenle değerlendirmede yalnızca “Ağrı nerede?” sorusu yeterli değildir.
Baş ağrısının ne zaman başladığı, hangi sıklıkla tekrar ettiği, hangi durumlarda arttığı, uyku düzeniyle ilişkisi, stres düzeyi, hormonal dönemlerle bağlantısı ve ağrı kesici kullanım sıklığı birlikte değerlendirilmelidir.
Her baş ağrısında MR çekilmesi gerekmez.
Görüntüleme ihtiyacı; hastanın öyküsüne, ağrının özelliklerine, nörolojik muayene bulgularına ve alarm belirtilerinin varlığına göre belirlenir.
Uzun süredir benzer şekilde devam eden tipik migren ile yeni başlayan, hızla kötüleşen veya nörolojik belirtilerle birlikte görülen baş ağrıları aynı şekilde değerlendirilmez.
Baş ağrınız sık tekrarlıyorsa, günlük yaşamınızı etkiliyorsa, ağrı kesici kullanımınız arttıysa veya ağrının karakteri değiştiyse nörolojik değerlendirme önemlidir.
Ayrıca baş ağrısına;
gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka uzman görüşü alınmalıdır.
Tuğba Korkmaz, İzmir’de baş ağrısı ve migren şikayetiyle başvuran hastalarda yalnızca ağrıyı baskılamayı değil; altta yatan nedeni, tetikleyicileri ve kişinin yaşam düzeniyle ilişkisini değerlendirmeyi hedeflemektedir.
Baş ağrısının yalnızca bir belirti değil, vücuttaki sistemsel dengenin bir yansıması olabileceği göz önünde bulundurularak hastalar bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.
Tekrarlayan, şiddetli, farklı karakterde veya nörolojik belirtilerle birlikte görülen baş ağrılarında nöroloji uzmanına başvurulmalıdır.
Migren çoğu zaman MR’da görülen bir hastalık değildir. Tanı genellikle hastanın öyküsü ve nörolojik değerlendirmesi ile konur. MR, farklı nedenleri dışlamak gerektiğinde istenebilir.
Sık ağrı kesici kullanımı bazı kişilerde baş ağrısını kronikleştirebilir. Bu nedenle düzenli ağrı kesici ihtiyacı varsa nörolojik değerlendirme yapılmalıdır.
Migren psikolojik bir hastalık değildir; nörolojik bir durumdur. Ancak stres, uyku düzensizliği ve duygusal yük migren ataklarını tetikleyebilir veya atak sıklığını artırabilir.